Bu iki güzel insandan böylesi güzel cümleler duymak beni ihya etmişti. Babası yani kayınbabam artık tüm işlerini kendi başına yapabiliyordu. Bunun ne kadar önemli olduğunu bilemezsiniz. Bir insanın kendi başına lavaboya gidememesi, o insan için çok büyük bir utanç kaynağıdır. Dışarıya belli etmese de üzüntüden kahrolur. Sırf bu yüzden, yaşlandığımda lavaboya gidemeyeceğim kadar elden ayaktan düşmeden ruhumun teslim alınmasını temenni ederim. Babası bana öyle bir söz etmişti ki hayatımda unutmam. Bana demişti ki, sen çok iyi bir insansın bu yoldan ayrılma. Düşmüşlere aç kalmışlara yardım etmek seni yüceltir, hiçbir zaman darda kalmayasın demişti. Düşünebiliyor musun bir insan 15 yıl yatağına mahkum kalıyor, çocukları her şeyden vazgeçip çocukluk ve gençlik yıllarında babalarına bakmayı görev ediniyorlar. Şevket amca bize hayatında böyle kesit kesit hatıralar anlatmıştı. Başından en sonuna kadar anlatmak istediğini çok güzel anlamıştık. İş hayatında ahlaki değerlerin ne kadar önemli olduğunu vurguladıktan sonra tekrar bize dönüp konuşmasına devam etti. Siz zaten böyle yetiştirildiniz bundan dolayı gönlüm rahat gözüm arkada kalmaz. Hadi bakalım gösterin kendinizi, dükkanlar sizi bekliyor dedi. Duyduklarım karşısında çok şaşırmıştım. Nasıl olur bu, Şevket amca sen koskoca dükkanı bana nasıl hediye edersin. Ben bunu kabul edemem dedim. Evlat sen o dükkanı çoktan hakettin. Seni ve babanı bir kefeye koysam, diğer kefeye de benim bütün sülalemi koysam sizin tırnağınız bile etmezler. Sen benim hem dostum hem evladımsın. Bu düşüncemi oğlum Cumali ile de paylaştım. Gönül rahatlığıyla ve sevinerek O da böyle bir şeyin çok iyi olacağını söyledi. Yani evlat kurtuluşun yok bunu kabul edeceksin dedi. Şevket amca bana çok büyük bir iyilik yapmıştı. Dükkanı tuttukları gibi ben kolları sıvadım ve gece gündüz canla başla çalıştım. Öyle böyle çalışmıyordum. Yemekleri itinayla yapıyor bir yandan da gelen müşterilerle dört dörtlük ilgileniyordum. İnanılması güç ama çok kısa bir süre sonra dükkan şöhret kazandı. Şevket amca oranın en az bir yıl gibi bir zaman zarfında belli bir potansiyele ulaşacağını planlamışken, 3 ay sonra dükkan dolup taşıyordu. Sabit müşterilerin dışında, artık dışarıya da siparişler almaya başlamıştım. Dükkan o kadar çok güzel iş yapıyordu ki, zaman zaman diğer iki dükkanın kazancını, bu dükkanda tek başına çıkarabiliyordum. Ailelerimizde bayram havası vardı. Herkes bu duruma çok seviniyor ve beni tebrik ediyorlardı. En başta da Cumali beni tebrik ediyor ve senin bunu başaracağını biliyordum canım kardeşim benim dedi. Ben işlere dalmıştım ama yine de kalbimin derinlerinde bir köşesinde o kıza karşı hislerim taptaze duruyordu. Köyden gelmeleri çok uzun sürmüştü. Ama geldikten sonra bile bir türlü onu görmek kısmet olmamıştı. Gün doğmadan evden iş yerine gidiyor, gece çok geç saatlerde eve geri dönüyordum. Neyse ki düzenimi oturttuktan sonra ve yanıma aldığım iki elemana kendi tecrübelerimi aktardım. Artık işe patron havasıyla istediğim saatte gidiyor istediğim zaman çıkıyordum. Bir gün eve gitmeden önce annemi arayıp bir şeyler isteyip istemediğini sordum. Annem ise bana sürekli soruyor ve diyordu ki, oğlum tam olarak ne zaman geleceksin. Yarım saate oradayım hayırdır bir şey mi oldu dedim. Yok oğlum sadece sordum tamam o zaman hadi görüşürüz dedi. Ben eve varıp zile bastığında kapıyı öyle bir insan açtı ki kalbim yerinden fırlayacaktı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Name *
Email *
Website